N’OLCEK MEMLEKETİN ‘’O HAL’İ

Tarih : 03.12.2016

CHP Merkezefendi İlçe Örgütü Basın, Tanıtım ve Halkla İlişkiler Başkan Yardımcısı PSİKOLOG Neriman Ersoy  iktidarı eleştiren bir basın toplantısı yaptı ve şu açıklamalarda bulundu:

CHP Merkezefendi İlçe Örgütü olarak; Akp iktidarının bireylerin ve dolayısıyla toplumun ruh sağlığı üzerinde oluşturduğu yıkıcı, olumsuz etkiler konusunda sizlerin aracılığı ile halkımızı bilgilendirmek ve bilinçlendirmek için bu basın toplantısını düzenlemiş bulunmaktayız…

chp

 

14 YILLIK BİR İKTİDARIN ‘’HAYAT BİLGİSİ’’ ÖZETİ

‘’Çözümsüzlük o kadar büyük boyutlardaki, çareyi kendi ‘’koza’’ma çekilmekte buluyorum ancak. Evime sığınıyorum, aileme. Sadece kendi ‘’koza’’ma girdiğimde mutluyum, aynı dili konuştuğum, bana benzeyen insanlarla bir arada olduğumda…’’ (A. Arman)
Bu kimi şanslı insanların, ruh sağlığını koruma adına devreye soktuğu basit, sağlıklı bir savunma reaksiyonu. Kaçma, uzaklaşma. Diğer yanda milyonlarca insan geçimini sağlamak ; ayakta kalmak, işten atılmamak için iktidarla uzlaşma ihtiyacı duyuyor, günlük yaşıyor; geçmişi sorgulamıyor; geleceğe ait hayaller kurmuyor. Günlük yaşamakta kolay olmuyor. Çünkü iktidarın bilinen, ilkesel bir ahlak bütünü; kestirilebilir tutarlı bir siyaseti yok! İktidar yancıları bile ‘’ne yapar ne söylersem açıkta kalmam; iktidarın dümen suyundan uzak düşmem’’ sorusunun hazır bir yanıtını bilmiyor! Her an, her şey olabilir; her an siyahın beyaz, beyazın da siyah olduğu dayatılabilir. İsrail, Rusya, Fetö politikaları gibi…

Nevrotik Toplum
Çaresiz duruma düşen kişiler, bir çıkış noktası ararken bunalıma girebilir ve kişilik sapmaları ortaya çıkabilir. İnsanlığın ortak toplumsal değerleri inkar edilerek, başkalarının haklı çıkarlarını göz ardı eden, bencil çıkarları elde etme amacıyla bir takım duygu, düşünce ve davranış bozuklukları gösterebilir.
Yurttaşlarını polisiye, askeri yaptırımlar, güdülenmiş yargı tehdidiyle uygarlığın değerlerine aykırı yaşamaya zorlayan totaliter iktidarlar, toplumun ruh sağlığını da bozar. Suça batmış insanlar, iktidarın devamını sağlamak amacıyla binlerce yılda öğrenilmiş ; toplumsal bir bütünlük içinde yaşanılmasını kolaylaştıran ahlaki ilkeleri bile yozlaştırır. Yapılmaması, yapıldığında cezalandırılması ya da utanılması gereken çalmayacaksın; yalan söylemeyeceksin; iftira etmeyeceksin; öldürmeyeceksin; ihanet etmeyeceksin; sözünde duracaksın gibi temel değerlerin içini boşaltarak ‘’anti-sosyal kişilik bozuklukları’’ da besler. Bu ‘’beslemeler’’, sağlıklı-normal bireyleri korkutarak, onları Nevroz’a veya depresyon’a sürükler.
‘’Nevroz, gerginliğe yol açan güç yaşam koşulları ve bilinçsiz duygusal çelişkilerin çözümlenmesinde başarısız girişimlerden kaynaklanan psikolojik bozukluklardır. Çelişkilere uyum sağlayamamak, gerilim ve kaygılara yol açar. Nörotik tepkilerde kaygı korkulara, organik bir bozukluk olmamasına karşın fiziksel yakınmalara, yersiz saplantılara, nedensiz davranışlara, ruhsal çöküntülere dönüşerek, kendisini gösterir.’’
Örneğin, kadına yönelik artan şiddet ve cinayet verileri; her gün 4-5 işçinin ‘’kazada’’ ölmesi; iş kazalarında Avrupa birinciliği, dünya üçüncülüğü ne iktidarın, ne de ölenlerin umuru değil. Duygusal Küntlük!
Mahalleyi, şehirleri haraca kesen ‘’anti-sosyal, kişiliği bozuk’’ çete üyelerinin göğsünü gererek, sıkılmadan ‘’devlete’’ hizmete soyunmasının takdir edilmesi ile resmi ve gayri resmi zorbalığın toplumsal hayat içinde meşruiyet bulması, örneğin genç bir kadına şort giydiği gerekçesiyle yapılan saldırının egemen medya, egemen kültür ve iktidar tarafından ele alınış tarzı; Nevrotik ‘’O Hal’in’’ yaygınlaştığını kanıtlar. İktidarın olmamış bir Kabataş saldırısına tepinmesi ile gerçek bir cinsel saldırıya karşı sıkılmadan ‘’mırıldanması’’, Nevroz’un ‘’dikey’’ boyutunu da gösterir.

‘’Bir kişinin nedenini genellikle bilmediği ya da çok az bildiği iç çatışmalarla birlikte, toplumsal yaşama uymak için gösterdiği çabalardan kaynaklanan ve hiçbir anatomik, fiziksel nedeni olmayan ciddi ve sürekli davranış bozuklukları’’ da nevrotik davranışlardır.

Nevrozlar, öncelikle somut gerçekliğin inkarı ile ortaya çıkar. Düşünce çarpıtıldığında, ardından davranış bozuklukları sökün eder. Şortlu kıza tekme atan ve onaylayanlar iddia ediyor; erkeği ‘’tahrik’’ edecek giysiler giyen kadınlar tekme, sopa, kırbaç ile terbiye edilmeli! Bir adım daha ileri gidip istismara uğrayan çocukların istismarcısı ile evlenmesini öngören yasa teklifi sunmaya cüret ediliyor. Erkeğin tecavüzcü geleneklerine ses çıkarmayan, erkeğe haremler sunanlar, kadının cinselliğini inkar ederek sakatlanmasını istiyor; bu bir nevrotik haldir! Ortadoğu vb. toplumlar, bu nevrotik sapkınlığın zulmü altında inlerken, bunlar bu hastalıklarını bulaştırmak istiyor. Başarısız oldukları da söylenemez.

Tarihsel birikim ve bilime inançsızlık; kadın cinselliğinin milyon yıllık doğasına itiraz; fizik, dünya ve insan aklının evrimine ait hakikatlerin kör inkarı, her insanı hasta eder! Bu ümitsiz mücadeleye kalkışanlar, acizlikleri ile şiddetlenen bir hınç, nefret, kin duygusuna sürüklenir. Aklını, metafizik imanın hırsına kurban etmiş ‘’kindar’’ nesiller beslemeye kalkışan iktidarlar bu toplumsal nevrozu yaygınlaştırır; şiddetlendirir.
***
Totaliter siyasal iktidarlar, toplumu hasta ediyor; insanlar antideprasan ilaçlara sığınıyor.

Dünya çapında ilaç verilerini ortaya koyan Uluslararası Pazarlama Servisi (IMS) rakamlarına göre Antidepresanlar; 2003 yılında 14 milyon 238 bin kutu iken, 2008 yılında 31 milyon 302 bin kutu ile yüzde 120 oranında artmıştır. Son dokuz yıldaki artış oranı, 2012 yılında tüketilen 36 milyon 881 bin kutu ile yüzde 160 olmuştur. Şizofren gibi ağır durumlarda kullanılan antipsikotiklerde ise tüketim son 5 yılda yüzde 68.6 oranında artışla7 milyon 201 bin kutudan 12 milyon 158 bin kutuya çıkmıştır. ‘’ve’’ kadınların erkeklere göre iki kat fazla antidepresan aldığı’’ saptanmıştır.

Kadınlar neden antidepresan alıyor; bakınız!
‘’Dünya Ekonomik Forumu’nun (DEF) 2015 Küresel Toplumsal Cinsiyet Uçurumu Raporu’nda Türkiye giderek geriliyor.
Türkiye, Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği Endeksi’nde
2011 yılında 77. Sırada iken; 4 yıl sonra…
2014 yılında 125. Sırada
2015’te de 130. Sıraya gerilemiş.

⦁ RUHSAL TRAVMA SONRASI DONUP KALMAK
‘’Kişiyi aşırı korkutan, dehşet içinde bırakan, çaresizlik yaratan, çoğu kez olağandışı ve beklenmedik olayların yol açtığı etkiler insanlarda ruhsal travma yaratır. Olay, korku, dehşet veya çaresizlik hissi yaratmışsa; Olayda, kişinin kendisinin veya yakınının ölüm veya yaralanma tehlikesi varsa…’’
Hatırlıyor musunuz? 7 haziranda bir seçim yapıldı. Bu, sanki onlarca yıl önceydi. Oysa üzerinden yalnızca bir yılı aşkın zaman geçti? Anımsatalım; o seçimde iktidar yüzde 40 oyla meclisteki çoğunluğu kaybetmişti! Sonra ‘’bir şeyler’’ oldu. Birisi, bir düğmeye bastı!

20 Temmuz’da Suruç’da bomba patladı.
Güneydoğu kentlerinin harabeye dönmesine yol açan çatışmalar ile binlerce insan ölmeye başladı…
10 Ekim’de Ankarada’ki büyük katliam… 103 ölü, yüzlerce sakatlanmış gövde; on binlerce yaralanmış ruh…
15 Temmuz’da FETÖ’cüler, siyasi ortaklarıyla olan kavgalarından dolayı Türkiye Cumhuriyetine karşı kalleşçe ve acımasızca darbe yapmaya kalkıştı; yüzlerce insan öldürüldü.

Toplum dondu, kaldı! 7 Haziran seçimleri sanki bu ülkede yapılmadı!

Psişik, ruhsal bir ‘’Travma, kişinin beklemediği anda hiç beklemediği bir olay yada tepkiyle karşılaşması şaşkınlık, donup kalma, inanamama, olanı kabul etmede imkansızlık, idrak ve anlayışta ketlenme meydana getirir… Travma anında bütün algılar değişebilir, kapanabilir, duyumsamalar meydana gelen incinme karşısında donabilir… Olayı kabul edememe, reddetme yada o andan ve yaşanan andaki bilinçden koparak ayrışma ve gerçekliğin dışına çıkarak olayı tamamen, unutma, zihinden silme şeklinde ciddi amneziler, kaçışlar gibi patolojiler gelişebilir…’’

Dondurucu bir gerçek içinde üşüyoruz; günümüz iletişim çağında isteyen herkes, basındaki ağır sansüre rağmen, yine de ‘’olan biteni’’ öğrenebilir; ama artık bilmek, yüzleşmek istemiyoruz.

Akıl, saf bir şiddetle uyuşturulabilir.

‘’Terör, hükümet bir şey saklamaktan çok gerçekte her şeyi göstere göstere yaptığı bir dönemdir. İnsanları kımıldayamaz bırakan da, gerçeğin ta kendisi olan da budur. Bu, dondurucu bir gerçektir.’’ (MichelFoucault)

Yandaş psikolojisi
Peki bu olan biteni sessizce izleyen, kıyıcı iktidar ‘’oyunlarını’’ alkışlayan; adaletsizlikler, zulüm karşısında güçlüden yana saf tutmuş olanlar… Normal midirler?
‘’Onlar, despotun gönlünden geçeni bilir ve memleketi onun isteklerine göre dizayn etmek için kendilerini paralarlar… Yalakalık, partizanlık, yandaşlık cinneti büyür, büyür ve her şeyi ezip geçen bir zulme dönüşür…’’
Bir despotik iktidarın suçortakları da korku içinde yaşar. Bir yandan yeterince ‘’yandaş’’ olamama kaygısı, diğer yanda, iktidarı kaybederse zulmettiklerinin olası tepkisine karşı korku içindedir.

Her yıl 167 ülke’nin değerlendirildiği bir Demokrasi Endeksi listesi var; sevinebiliriz; Tayland askeri cuntasından daha fazla Demokrasimiz var-mış. Yıllar içindeki sıralamamız şu;
2007 88.
2013 93. (Zambiya, Papua Yeni Gine ve guatemala’nın gerisinde!)
2015 97. (Askeri cunta tarafından yönetilen Tayland’da 98. Sıradaymış!)
Bu gerçekliği inkar ederek makale yazmak, ağzına demokrasi sözcüğü alarak Tayland askeri ‘’demokrasisinin’’ hemen arkasında sıraya girmiş bir iktidarı övmek sağlıklı bir ruh hali midir?

⦁ ‘’HASTA’’ BİR TOPLUMU YÖNETMEK

Milyonlarca insanı birbirine öldürtmek kolay değildir. ‘’Normal’’ insanlar bunu gerçekleştiremez. Bu sebeble bir toplum, gereksiz bir savaşın kurbanı edilecekse bu, öncelikle o toplumun ‘’insanlık ayarlarıyla’’ oynamayı ve bozmayı; hasta edilmesini gerektirir.

İktidar toplumun ‘’nevrotik-depresif’’ halinden rahatsız değil! Biliyor ki, antidepresanlarla, dinin kaderci umutsuzluğuyla, Osmanlı masallarıyla uyuşturulmuş; yetmezse polisiye- adli tehditlerle korkutulmuş bir toplum kolay yönetilecek. Depresif veya nevrotik-psikolojik bir toplum, ucuz oldu-bittilerle, alt emperyal hevesler uğruna savaşlara sürülebilecek; yıllar önce uluslar arası para spekülatörü G.Soros’un ‘’önerdiği’’ gibi, ‘’en iyi ihraç malı ordu’’, Ortadoğu’ya ‘’iadesiz’’ gönderilecek.

Bu korkunç süreç önlenebilir mi? İyileşebilir miyiz? ‘’Hasta’’ yaşayacak mı?

Kolay olmayacak! Ama imkansız da değil; son bir hamle şansımız var!
Savaş karşıtı, barış yanlısı bir büyük birliği kurarak; M. Kemal’in dediği gibi ‘’Yurtta sulh, Cihanda sulh’’ ilkesine sımsıkı sarılarak, olağanüstü bir ortak çaba ve irade göstermek gerekiyor. Bu ortak çaba ve iradenin adresi ‘’CUMHURİYET HALK PARTİSİ’’ dir. Biz CHP Merkezefendi İlçe Örgütü olarak değişimin ve çalışmanın sözünü veriyoruz ve ‘’Başka bir Türkiye mümkün’’ diyoruz.

 

Bir önceki yazımız olan Üniversite'de Neler oluyor ? başlıklı makalemizde öğrenci temsilcilik secimlerinde sona yaklaşırken müthiş bir iddia öne sürüldü. ve Pamukkale Üniversitesinde hakkında bilgiler verilmektedir.

BENZER İÇERİKLER

Denizli Teröre Karşı

Denizli Teröre KarşıDENİZLİ BEŞİKTAŞ’LILAR DERNEĞİ  TÜM TAKIM TARAFTARLARINI DAVET...

POLİSLERE BAŞSAĞLIĞI ZİYARETİ

POLİSLERE BAŞSAĞLIĞI ZİYARETİPamukkale Belediye Başkanı Hüseyin Gürlesin, İstanbul’da meydana gelen saldırıda...

“Kandiller insanlığa mesajdır”

“Kandiller insanlığa mesajdır”Pamukkale Belediye Başkanı Hüseyin Gürlesin, Mevlit Kandili dolayısıyla yayımladığı...

Yorumlar

İsminiz

 

E-Posta Adresiniz

Yorumunuz

Denizli Teröre Karşı
Denizli Teröre KarşıDENİZLİ BEŞİKTAŞ’LILAR DERNEĞİ  TÜM TAKIM TARAFTARLARINI...
POLİSLERE BAŞSAĞLIĞI ZİYARETİ
POLİSLERE BAŞSAĞLIĞI ZİYARETİPamukkale Belediye Başkanı Hüseyin Gürlesin, İstanbul’da meydana gelen...
“Kandiller insanlığa mesajdır”
“Kandiller insanlığa mesajdır”Pamukkale Belediye Başkanı Hüseyin Gürlesin, Mevlit Kandili dolayısıyla...
Türkiye’ye diz çöktüremeyecekler
Türkiye’ye diz çöktüremeyeceklerDenizli Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Erdoğan, İstanbul’da...
Hz. PEYGAMBER YOL GÖSTERDİ
Hz. PEYGAMBER YOL GÖSTERDİMevlid Kandili sebebiyle bir açıklama yapan Merkezefendi Belediye Başkanı...
Seri İlanlar

Sitemize Son Eklenen Seri İlanlar

denizli web tasarım - denizli haber